Ne yaş dinleyecek akıl, ne de baş. Sevdanın yörüngesinde bulacaksın kendini. Hep taze iken ayak izleri yörüngesinde kalacaksın. İstediği kadar uzak tutsun kendini senden kara gözlün. Gözünün akının isyanı varken siyaha, siyahın uyumu dolacak gecelerine, günlerine. Nazire ile yarışacaklar kendilerinde. Gülüşünde tamamlanacak buğulu ürkekliğin.
Çok olacak tekrarı sana çok. Sayamayacak kadar çok. Saymaya yetecek ömür dilenirken bitmesin diye. Dinç kalmanın sırrını bulacak kadar derin kuyularda olacaksın. Aniden gelecek, herhangi bir anda, genellikle gecenin düştüğü zamanlarda. Önce ürperti, titreme ve sonra ılık bir lodos esintisiyle. Bulut değecek yüzüne, O bildiğin yumuşacık ve tanıdık dokunuş saracak seni. Yağmurun tadını alacaksın dudaklarında. Tutkuların filizlenecek nadastaki topraklarında. Sonra vuracak dindiremediğin hasret. Ve tabi ki kurudukça ıslanan, yeniden, cömertçe. Gülüşlerine kıyamayacaksın düşmesin diye. Düşüpte derin çukurlar açamasın.
Gözlerini açtıracak kadar sahici, yokluğuna "yok" diyecek kadar inatçı. "O" işte. Geçmişe direnen, unutamadıkça artan hasretin gelişi yine onunla. Kim bilir, defalarca gelen "keşke" lerin intikamı, ya da ödülü. Her an yaşatacaksın sen de. Tapusu onda olan dört odacık bir aort' unda kurulmuşken tahtına. Hiç bir kimseye daha yer kalmamışken, bu işgal kuvvetinin sana öğrettiğine sarılacaksın kusursuzca. Yalnız o'na ait yaşattıklarından "iyiki" lere taşınacaksın. Huzurunun ve keyfinin kaynağını bu duyguda yaşayacaksın. Dünyadaki cennete giriş biletin olacak nefesi.
Yeni yaşlarını kutlayacaksın gönlünce. Festivallerin coşkusu tek başına saracak seni, sınırsızca. Öğrendiğin her ne ise sürekli yenileyerek geliştirirken, onun öğrettiği aşka sadık kalacaksın değiştiremeden. O yüzden o'na hep aşık kalacaksın. Aşık kalmanın yolunu ise, doğum günlerinde yalnız kalmakta bulacaksın. Oki doki?