Ne anlarım oldu hep sınandım. Ne
bilgiler aldım cevaplarıyla sınavlara alındım. Bazen bilerek, çoğu zaman bilemeden.
Duygularla ya da akıllarla.
Gün olacak ışığı göremeden geceye
erken veda ettim. Bazen geç gelir diye, günü çabuk bitirip karanlıklarda bekleyerek.
“Sen gönlünü ve zihnini temiz tut” dediler, “ödül mutlaka gelecek” diye.
Yokluğunu veya gecikmesini sorgulamadan.
Herkes farklı istese de ben eksikliğini
hissettiğimi bekledim hep. Bir yanımdaki yokluğu diğer yanımdakilerle avuttum.
Biz üçümüz, üç omuz mücadele etttik geçmişle, an’la, geleceklerle. Anlarımız
oldu bunaldık, çoğu zaman mutlu olduk üç omuzdaş.
Ya dördüncü olan nerede idi?
Aradığımız, yokluğunu hissettiğimiz dördüncü. Hasretimiz olan. Birimize can
verirken bize de kan verecek olan.
Kendim için istediğim, “ahh keşke”
dediğim, olsa idi adını dahi verdiğim, dünyaların bana verileceği, dünyaları
yoluna sereceğim nerede idi? Gözümden, gözlerden hatta başka gönüllerden
sakınacağım, eksiğim nerede?
Kıyamayacağım, kıydırmayacağım
olsun istedim yıllarca. Eksiğim tamamlansın istedim. Kızım olsun istedim. Ve
tanrı seni verdi. Kızımı, Dilan’ ımı.
Doğum günün kutlu olsun kızım.